Anıt Gürgen ağacı, kasırgaya dayanamadı

Niyetim bir anıt ağacı ziyaret etmek değildi aslında, Köprübaşı’na doğru yola çıktığımda sadece aklımda sıradan bir kıraathane bulup, orada bir iki bardak çay içmek vardı. Sürmene’den dere boyu çıkarken sağ ve sol yamaçlardaki evleri seyrediyorum. Ahşap ağırlıklı ve beton modasına uymamış, Karadeniz doğasını yansıtan mükemmel evler vardı. Bir levha gördüm, Ortaköy ve Koyuncular köy tabelaları altında “Anıt Ağaç” yazan sarı tabela. Hayret ettim. Evet hayret ettim çünkü Karadeniz de öyle hem sarı ve hem de “Anıt Ağaç” gibi inceliklere pek rastlanmazdı! Hem 9 kilometrelik de bir yol varmış, kararımı o anda verdim. Tabelalı bir Anıt Ağaç Ziyareti güzel olurdu.Mehmet Gençtürk,devrilmiş anıt ağaç  tabelasını  düzeltiyor


 

Trabzon Büyükşehir olunca tüm köyler birer mahalleye dönüşmüş olsa da biz o ‘mahalle’ yi kolay kolay hazmedemeyiz!. Hiç gitmediğim bir yol ama belki birilerini bulur ve sora sora bulurum Anıt Ağacı diye düşündüm, yukarılara doğru çıktıkça hava çiselemeye başladı ve biraz daha yukarılara çıkınca da çise ile birlikte bir de sis ile karşılaştım. Anıt ağacı bulsam da böylesi bir havada nasıl fotoğraf çekebileceğimi düşündüm, görsel anlamda bir güzel fotoğraf olabileceğini de sanmıyordum. Umutsuz da olsam en azından Anıt Gürgen Ağacı  bulur, daha sonra gelirim diye de yola devam ettim. Nitekim, çay bahçesinde çalışan yaşlı birine sordum, Anıt Ağacı, “Yukarıdadır ama o ağaç yıkıldı” dedi. Hiç beklemediğim bir haberdi bu, oysa ne hayaller kurmuş, bir Anıt Ağacı görebilme umudumu, hakkında hiç bir şey bilmediğim halde farklı yerlerde gördüğüm devasa ağaçlarla kıyaslayarak, kafamda canlandırmıştım. Öyle ya Anıt Ağaç olmak, her tarafı ağaçlarla kaplı Karadeniz bölgesinde çok ayrıcalıklı bir yere sahip olmaktı. Evet, örümcek ormanlarımız vardı ama ağaç bolluğundan anıtsal nitelikte de olsa ağaçlar, “nasılsa ağaçtır işte, odun odun!” mantığının içinde özel bir konuma sahip olamıyordu! O yüzden sarı bir tabelada “Anıt Ağaç” yazıyor olması bile, Karadeniz bölgesinde bir ayrıcalıktı!

 

Güya Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi de vardı ama baktım, bir tek öğrenci bile mi gitmez Sürmene’nin koyuncular (Vadon) köyündeki bu Anıt Ağac’ı görmeye ve bir tek satır yazı bile yazmaz mı? Yazmamışlardı işte, Orman Fakültelerinde öğrenciler ne yaparlardı? Neyse ne yaparlarsa yapsınlar, ben de zaten boş bir gidiş-dönüş yapmıştım. Yolun sonuna kadar gittim ama Anıt Ağacı bulamadım. Geriye dönünce Kanca ailesine ait evlerin yanından geçerken birini gördüm, anıt ağacı sordum. “Yolu şurası ama araçla çıkılmaz, fakat bu siste gidilse de gözükmez zaten” deyince başka bir gün tekrar gelmek üzere geriye döndüm. Devrilmişte olsa Anıt Ağaç, ziyarete değerdi. Zaten şimdiye kadar neden bu Anıt Ağacı görememiş olmama da üzüldüm.anıt gürgen ağacı, karaya vurmuş bir balina gibi

 

Sağlığına yetişemedim!

 

Güneşli bir günün erken saatlerinde tekrar çıktım yola, Karadeniz Bölgesi’nde pek rastlanmayan tabelalı bir Anıt Ağaç vardı, hem de asırlara meydan okumuş bir Gürgen ağacı. Ocak ayının ilk haftası  (6 Ocak 2015)  köylü kadınların anlatımıyla gökyüzündeki sarı bulutlar (Toz fırtınası) dan sonra olan olmuş ve adeta bir tufan kopmuş, Koyuncular köyünde caminin ............yazının devamı için tıklayın

Yorum Yaz
-->
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !