Atatürk'ü okula hapsetmiş siniz!

Yıl 1984. Yer Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı Dağbaşı nahiyesi. Yukarıya alıntıladığım cümle dönemin Trabzon valisi Yılmaz Ergun’a aitti. Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı o zaman ki adı Dağbaşı nahiyesi olan şimdiki Çankaya Beldesi’nde Devlet-Yurttaş işbirliği ile yapımı gerçekleştirilen ilköğretim okulu açılışı ile yine aynı yöredeki Taştepe ilkokulu ile o köyün elektriğe kavuşması için törenler düzenlenmişti. İşte o törenlerin en önemlisi Dağbaşı ilköğretim okulu açılış töreniydi. Dönemin Trabzon’daki en üst düzey bürokratları, öyle kolay kolay bucak ve köylere alışık olunmayan Vali ziyareti, Devlet’in en üst düzey heyetinin o yörede bulunması, vatandaşların da büyük ilgisini çekmişti. Zaten amaçlanan da vatandaşın Devlet ile kucaklaşmasıydı!

 

 

Çankaya YBO'da Atatürk büstü
Protokol de kimler vardı. Hatırlayabildiğim kadarıyla zamanın Milli Eğitim Müdürü olan Bener Cordan, Jandarma Alay komutanı (adını hatırlayamadım) il sağlık müdürü Mehmet usta, Araklı kaymakamı Tayyar şaşmaz, Araklı Belediye Başkanı Yılmaz Çebi, ilçe milli Eğitim Müdürü Ahmet islam , Anap ilçe başkanı İbrahim Çebi ve diğer görevliler. Uzunca bir Konvoy ile yola koyulduk. Dağbaşı, ne de olsa tarihi bir gün yaşıyordu. O dönemler de lüks sayılabilecek bir okula kavuşuluyordu. Bu yüzden de hazırlıklar en üst düzeydeydi. Bir şenlik de denebilecek bir heyecan vardı yöre sakinlerin de tabi ki de okul idarecilerinin elleri ayakları titriyordu. Koskoca Devlet, onlar için oradaydı. Bu büyük bir gururdu onlar için ve mahcup olmamak için de tüm çevre köy muhtarları da elbirliği yapmış, en ufak bir eksiklik bırakmamak için yoğun çaba harcamışlardı.

 

 

 

Yapılacak tören öncesi Trabzon Valisi Yılmaz Ergun ve beraberindeki heyet, Trabzon’a 59, Araklı’ya da 29 Kilometre uzaklıkta olan ama eski yol şartları düşünüldüğün de yorucu geçen yolculuk nedeniyle dinlenmek üzere okula girildi. Dağbaşı İlköğretim Okulu girişin de hassasiyetle düzenlenmiş bir köşe de Atatürk büstü, zincirlerle çevrilmişti. Araklı’ya yeni gelmiş kaymakam Tayyar Şaşmaz, Vali Ergun’a bilgi veriyor, yapılan çalışmaları aktarıyordu. Vali Ergun, Atatürk büstü önün de durdu, kısa bir süre sessiz kaldı ardından sesini de yükselterek oradaki görevlilere dönerek sert ifadelerle başladı fırça atmaya, “Atatürk’ü okula hapsetmişsiniz! Kim yaptı bunu, bu köşeyi hazırlama fikri kimin? Neden Okul bahçesine değil de okul içerisindeki bir köşeye sıkıştırmışsınız Atatürk’ü, bu ne demek? Bu ne rezalet böyle?”Büst,bir yönetici tarafından alana getiriliyor
Ne diyeceğini hatta ne yapacağını şaşırmış Kaymakam Şaşmaz, çok büyük bir mahcubiyetle boynunu büküyor, sesini çıkaramıyor. Okul yöneticileri şok geçiriyorlar. Nasıl şok olmasınlar, koskoca vali bağırıyor, oysa onlar sırf böylesi bir büst için teşekkür hayal ederken karşılaştıkları durumu tahayyül bile edemezlerdi. Zira vali beraberindeki heyet üyelerinin de sesi soluğu kesiliyor. Meslekte yeniyim ama içimden o anda “Valiler, o ilin en yüksek memuru, yani Devlet’in sahibi. İstediği fırçayı

..........................yazının devamı için tıklayınız

Yorum Yaz
-->
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !