Seçme özel

 

On yavrulu bir anne!


 

İstanbul’dan dönerken çocuklarının anne ve babasına verilmek üzere bana verdikleri telefon hatlarını tam gece yarısı teslim etmek için zile bastığımda amcam henüz yatmıştı. Kapıyı yengem açtı, selam kelamdan sonra , “sizin çaylıkta bir domuz yavrulamış, ..........yazının devamı için tıklayınız

-----------

Kervan Yolu’ndan Bayburt’a
 
İstanbul’dan izinli gelmiş ve zaman kaybetmeksizin de Bayburt’a gidip, dönecek kayınbiraderim Zekeriya, anne ve babasını da birlikte götürmek istiyor. Ama iki oğlu Fatih ve Onur Melih’e, “Siz gelmiyor musunuz?” dediğin de,  bu geziye gönüllü değillermiş gibi ayak sürüp “Bizi aşar” cevabını...yazının tamamı için tıklayınız

-----------

Horoz mağarası ve Pontus Hazinesi!
 
“Umut fakirin ekmeği” derler ya, her halde bu lafın en çok uyduğu alandır Define arayışları. Bir çok kez dinlemişsinizdir ya da duymuşsunuzdur mutlaka, “Şurada define varmış!”, “Şuradan define çıkmış” ya insanların kolay kolay ulaşamayacağı yerler için de hep o umut sözcüğü “define” dile getirilir....yazının devamı için tıklayınız

----

Hanifta, cennet meyvesi!
  Ama onlara biz Karadenizliler, “yabani ot” muamelesi yapmayız. Onlar, yani Haniftalar, Allah’ın insanlara baharla birlikte sunduğu ilk meyvedir......yazının devamı için tıklayın Dağlardaki su deposu; Horoz gagası
  Mallık ve tosunluk, birbirlerine kur yapan sevgililer gibi sesleniyorlar ama birbirlerine ne dediklerini açıkçası anlayamıyoruz! Hava biraz değişiyor, rüzgar çıkıyor. Biz araçtan daha küçük tüpümüzü çıkarmadan hava şartlarının burada çay içmemize izin vermeyeceğini anlıyoruz ve bu fikrimizden vazgeçiyoruz       .............yazının devamı için tıklayın

  Ağaran, şelaleden de öte
 
Dünya’nın en ünlü şelaleleri Brezilya ve Arjantin arasındaki İguazu şelalesi, Zimbabwe ve Zambiya sınırındaki Viktoria şelalesi, Amerika’daki Niagara Şelalesi, Venezuela’daki Salto angel şelalesi, Güney Amerika’da Guyana’daki Kieteur Şelalesi, Kuzey Etiyopya’daki Mavi Nil Şelalesi, Çin ve Vietnam sınırındaki Detian Şelalesi, İzlanda’daki Gullfoss (Altın Şelale) sırasıyla aklımda geçişler yaptı. Ağaran Şelalesini benzerlik bakımından Niagara şelalesinin belki minyatürü gibi dedim. Bin metrelik bir rakım belki fazla yüksek sayılmaz ama o kestane, şimşir meşeleri içinden gelen suyun oyuk oyuk yaptığı, birbirlerinden farklı 9 gölcüğün hepsine girerek, buz gibi sularda önce serinledim. O patika yolu çıkarken terlemiştim.....yazının tamamı için tıklayın

  Pileki mağarası, Sarnıç’a dönmüş!
 
Bilegi, hani bir dönemler, şehirler de yeni yapılan binaların balkonlarına iliştirilen Şömine ya da barbekü modası vardı ya, siz o şömine veya Barbekü’nün bir evin içindeki dev boyutunu düşünün, işte o da karadeniz evlerinin “Ocakbaşı” adını verdiğimiz yerdir. Tüm evlerde Ocaklarda da bu Pileki taşı vardır. Mısır ekmeği başta olmak üzere, ekmek, hamsi, balık ve türlü türlü yemeklerin kolayca ve çabucak pişirildiği yerdir. Annem bunu, “Bilegi’yı kızdırır, hamsileri dikleme yapar, iki dekke de yer kakarduk ayağa” dediği, kısaca köy evlerinin pratik ocağıdır......yazının devamı için tıklayın

  Trabzon Ekmeği, sarı gelinin marifeti!
 
Yoksulluk vardı ve Çarşı ekmeği, O dönemler lüks yiyeceklerden kabul edilirdi! Bakmayın şimdi Samsun’dan Sarp’a kadar Karadeniz sahil yolu boyunca serpilmiş kocaman tabelalarla ve renkli led ışıklarla süslenmiş Taş fırınlar ve Ekmek saraylarının her birerinin raflarında yer alan birbirinden güzel Trabzon ekmeklerinin bolluğuna, her birerinin kalitesi tatbiki birbirini tutmuyor. yazının devamı için tıklayın

  İspir pekmezli Rize Simidi
 
Rizeliler, süslü, püslü, albenisi güzel olanı değil her şeyin sade ve doğal olanını sever, doğallığı sever. Tıpkı Kastamonulular gibi. Rize simidi de doğal bir üründür. Katıksız ve sadedir. Nitekim Rize simidi Kastamonu ve İstanbul’da da Sarıyer ve Üsküdar gibi Rizelilerin fazla olduğu yerlerde vardır. Rize simidini tanıyan ya da ilk kez yiyenler için Rize Simidi,.............yazının devamı için tıklayın

  Of’un tarihi Keler camisi Rizelilerin oldu
 
Nasılsa namaz geçmez diye Hüseyinhoca köyüne indik. Orada vinçle yeni yerine taşınmış bir ahşap camiden söz edildiğini duymuştum. Onlarla birlikte bende ilk kez camiye gitmiş olacaktım ve öyle de yaptık. Hüseyinhoca Köprübaşı camiine vardığımız da cemaat dağılıyordu. Bir beton minare vardı ama cami yoktu bitişiğinde ama iyi bakıldığında zaten ahşap olan cami görülüyordu. Biz de girdik ve akşam namazını cemaatle eda ettik, ardından da caminin manevi havasını soluklayıp...........yazının devamı için tıklayın

  Humurgan’ın AĞA Konakları
 
Otuz yıl kadar öncesiydi 99 penceresi ile bilinen Haşım Ağa Konağı’na ilk gidişim, o zaman yıkıldı yıkılacak bir harabeydi. İçini gezmiş ve büyülenmiştik, 100 yıl öncesinin yaşam tarzı hakkında bilgi veren önemli bir hazineydi. Buraya tekrar gitmek istediğim de yolu bulabilir miyim kaygısı taşıyordum ............yazının devamı için tıklayın

Yorum Yaz
-->
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !