Tiflis’te içki yasak!

Dedaena parkından geçip caddeye çıktığım bir yerde iki polis aracının yol kenarında durduğunu fark ettim zaten polislerle orada 7-8 kişi tartışıyorlardı. Yol kenarındaki bir ağacın altında Almanya’dan gelmiş misafirleri ile bira ya da şarap içen insanlarla polisler arasında hararetli bir tartışma vardı. Biraz kulak misafiri oluyorum nedir olay diye sonra da sokakta içki içmenin yasak olduğunu ve burada da içki içen insanlara polisin müdahalede bulunduğunu anlıyorum.  İçki içenlere polis baskın yapmış ve ceza uyguluyor. Tiflis’te mekanlar dışında içki içilmesine yasak getirilmiş ve sorduğumda içki içmenin cezasının da 500 lari olduğunu öğreniyorum. İçki üretimi hele de şarap konusunda iddialı bir ülkedir Gürcistan ve burada içki yasağının polis marifeti ile denetleniyor olmasına tanık olmak beni de şaşırtıyor! Tam polislerle ceza kesilmesin diye konuşmalar yapılırken aralarından biri eline içki bardağını alıp konuşulanları izliyordu ki polis, ‘bize meydan okurcasına hala içki mi içiyorsun’ diye genci azarladı, diğerleri araya girip tartışmanın büyümesine engel oldular. Zaten o gençte elindeki bardağı masanın üzerine koyuverdi. 

tiflisin sokaklarında içki yasak

 

Turistik mekanlar dışında da caddelerde ya da sokaklarda veya parklarda da içen tek bir insana rastlamadım, sadece evinin avlusunda içki içen bir aile gördüm. Bir antika dükkanında Gürcü asıllı Sovyet devlet adamı Josef Stalin’in portresine fotoğraf çekmek istedim, dükkan sahibi önce tepki gösterdi ardından da “afedersiniz” diyerek birkaç kez özür dileyip, fotoğraf çekebileceğimi işaretle anlattı. Taksilerde dahil emniyet kemeri takmamanın cezası 200 lari, sokaklara sigara izmariti atmanın cezası da 200 lari ancak her yer çok da temiz sayılmaz. Batum’da sokakları bayan çöpçüler temizlerken Tiflis’in sokaklarında temizliği erkekler yapıyordu. Dedaena parkı çevresinde zviad Gamsakhurdia caddesi kenarında eskiden kullanılmış tarım aletlerinin yer aldığı bir çeşit canlı müzeyi de gezerek bir taksiye binip Tiflis sanayisine gidiyorum. Burada genellikle Mercedes, BMW ve Opel gibi araçlar revaçta ve pazarda genellikle bu araçlara yönelik aksesuarlar dikkat çekiyor. Pazar yeri yeni yapılmış da olsa çamur içinde ve gezilmesi pek de hoş bir yer değildi.


 

Tuvaletler de yan yana hacet gideriliyor
tuvaletlerinde yanyana hacet gideriliyor

 

Tiflis’in en önemli güzelliği şüphesiz bin 515 km uzunluğunda olan bizim Ardahan Göle’den doğan ve Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan’dan Hazar denizine dökülen Kura nehri. Nehrin üzerinde gerektiği kadar köprü var, kiminden sadece yayalar kiminden de hem araçlar ve hem yayalar geçebiliyor. Kura nehrinin coşmuş bulanık akar hali bana Bayburt’un içinden akan Çoruh nehrinin 20 tanesinin yan yana gelmiş hali gibi geldi. Kura nehri üzerinde hem araç ve hem yayaların kullandığı Baratashvili köprüsünde bir süre oturup, yine aynı nehir üzerindeki sadece yayaların hizmetinde olan modern camekanlı Barış Köprüsünü seyrediyorum.(The Bridge of Peace) daha sonra da Zaarbriukeni köprüsüne gidiyorum. Nehrin batı yakasında bu köprü üzerinde antika pazarı var, pazarı geziyorum. Pazarın hemen yanındaki Dedaena parkında bir tuvalete gidiyorum, kapısında yaşlı bir kadın var. İçeriye girince gözlerime inanamıyorum. Başkent Tiflis’in tam göbeği sayılacak bir park ve buradaki tuvalette iki tuvalet taşı yan yana konmuş, ortada sadece bir küçük çöp kovası var. Ne bir bölme ne de suyu yok. Yani burada iki kişi yan yana hacet giderebiliyor. Gürcistan’da tuvaletler sıkıntılı daha sonra otomobil parçacılarının bulunduğu bir pazara gidiyorum orada da güya yeni yapılmış bir çarşı ama tuvaletlerinde bölme var ama bu kez de suyunu unutmuşlar ve girişte personel size eski saman kağıdından yapılmış rulo şeklindeki peçeteden kesip veriyor! O parktaki tuvalete fotoğraf çekiyorum kapıdaki yaşlı kadın buna itiraz ediyor, para üstü vermek için kasaya yöneldiğinde ona da bir fotoğraf çekiyorum ama rahatsız oluyor, bunu tepkisinden anlayabiliyorum.
Tiflis, güzel bir başkent

 

Gürcistan’ın başkenti Tiflis’in ana caddeleri gözlere hitabede bilen görünümü hoş binalardan oluşuyor ama ara sokaklara girildiğinde o güzellikler kayboluyor. Bakımsız ve virane olmuş binalardan tutun insana soğukluk hissi veren binalar görüyorsunuz. İnsanları misafirperver, hoşgörülü ve yardımseverler. Bunu gezilerimde gittiğim yerlerde halkın ulaşımında kullandığı minibüslerine binerek yapıyorum. Tamam ulaşım ucuz, taksilerle her yere rahatlıkla gidilebilir ama ben üç kez dolmuş minibüse bindim, nereye gittiği önemli değildi. İlkinde doğru yerde indim ama ikincisinde otomobil pazarından binmiştim, şehrin karşı yakasına da doğru geçtim ama orada dolmuş benim gitmek istediğim istikametin tersine gidince ayağa kalktım hemen bir bayan gürcüce dolmuşu durdurdu..............yazının devamı için tıklayınız

Yorum Yaz
-->
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !